Radyasyon nedir? | ders notları
 
 
Bu ders notunda
Radyasyon nedir?
konusu anlatılmaktadır.

Radyasyon, doğal ya da yapay radyoaktif çekirdeklerin kararlı yapıya geçebilmek için dışarı saldıkları hızlı parçacıklar ve elektromanyetik dalga seklinde taşman faz­la enerjiler olarak tanımlanabilir. Radyasyon parçacık ve dalga tipi radyasyon ola­rak iki kısımda incelenir. Parçacık radyasyonu; belli bir kütle ve enerjiye sahip çok hızlı hareket eden parçacıkları ifade eder. Dalga tipi radyasyon; belli bir enerjiye sahip ancak kütlesiz radyasyondur. Dalga tipi radyasyon, titreşim yaparak ilerleyen elektrik ve manyetik enerji dalgaları gibidir. Bütün dalga tipi radyasyonlar ışık hı­zıyla (3xl08 m/saniye) hareket ederler. Parçacık ve dalga tipi radyasyonlar da iki­ye ayrılır. Bunlar iyonlaştırıcı ve iyonlaştırıcı olmayan radyasyonlardır. İyon­laştırıcı olmayan radyasyon türleri morötesi ışınlar, kızılötesi, radyo dalgaları ve mikrodalgalardır. İyonlaştırıcı radyasyon, çarptığı maddede yüklü parçacıklar (iyon­lar) oluşturabilir. İyonlaşma, radyasyonla etkileşime giren herhangi bir maddede meydana gelebileceği gibi insanlar ve diğer canlıların vücudunda da ortaya çıkabi­lir. Başlıca beş iyonlaştırıcı radyasyon çeşidi vardır. Bunlar, alfa parçacıkları, beta parçacıkları, X-ışınları, gama ışınları ve nötronlardır.

Radyasyonun İnsan Sağlığına Etkileri

Teknolojik gelişim sürecinde yapay radyasyon kaynaklarına ihtiyaç duyulmuş ve yapay radyasyon birçok işin daha iyi, daha kolay, daha çabuk, daha ucuz ve daha basit yapılmasını sağlamıştır. Tıbbi, zirai ve endüstriyel amaçla kullanılan X-ışınla-rı ve yapay radyoaktif maddeler, nükleer bomba denemeleri sonucu meydana ge­len nükleer serpintiler, çok az da olsa nükleer güç üretiminden salınan radyoaktif maddeler ile bazı tüketici ürünlerinde kullanılan radyoaktif maddeler, doğal rad­yasyon kaynakları yanında bilinen başlıca yapay radyasyon kaynakları olmuştur, Radyasyonun sağlık alanında kullanılması, toplum için en çok radyasyon alınan yapay radyasyon kaynağını oluşturmaktadır.

Radyasyonun hayatımızın hemen her alanında kullanımı ile birlikte insan sağlı­ğına olan olumsuz etkileri riski de artmıştır. Bunların çoğunda, sağlıklı kişilerin kli­nik olarak saptanabilen bir belirti göstermediği düşük dozlar veya doz hızlarında ışınlanmalar söz konusudur. Radyasyona düşük dozlarda dahi maruz kalınması, canlı üzerinde yıllar sonra ortaya çıkabilecek kanser veya genetik etkilere neden olabilmektedir.

Elektromanyetik dalga ışıması etkisinde kalan canlılar, elektromanyetik radyas­yonu soğurmaktadır. Soğurulan elektromanyetik radyasyon organizmada iyonizas-yona neden olur. Hücredeki metabolizma etkilenir ve kimyasal yapı bozulur. Ser­best radikaller oluşur.

Bu durumda oluşan ürünler (örneğin hidrojen peroksit) çok kuvvetli oksitleyi­ci bir ajan olarak hücre içindeki önemli moleküllerle reaksiyona girip onların ya­pısını ve fonksiyonunu bozar. Radyasyonun reaksiyona girdiği molekül tamamıy­la rastlantısaldır ve herhangi bir karbonhidrat, lipit, protein, enzim veya DNA ya da RNA gibi bir nükleik asit olabilir. Radyasyon için asıl kritik hedefler, hücre zarı ya­pısında bulunan kompleks yapıdaki lipitler, metabolik olarak önemli enzimler ve nükleik asitlerdir. Bunların hasara uğraması ve fonksiyonlarının bozulması hücre­nin normal fonksiyonunu yitirmesine ve ölümüne yol açabilir.

Bütün organ ve sistemler radyasyonun derecesine ve süresine göre bu durum­dan etkilenir. Radyasyon dozu ne kadar küçük olursa olsun bir biyolojik bozuklu­ğa yol açabilir. Biyolojik açıdan tamamen zararsız bir radyasyon dozundan söz et­mek mümkün değildir.

Sitemizin yayında kalabilmesi sizlerin desteğiyle mümkün olacaktır. Destek için beğen/paylaş...