ders notu ara
Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı

Türklerden kalma bu en eski yazıtlar ilk başta Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tunyukuk adıyla anılan yazıtlardır. Bunlardan Kül Tigin yazıtı bir yüzü Çince, diğer üç yüzü Türkçe olmak üzere 4 metreye yakın yüksekliği olan bir tür mermer taşa yazılmıştır. Anıtın geniş yüzünde (doğu) 40, dar yüzlerinde (kuzey ve güney) 13′er satır yazı vardır. Anıt, aslında Çin’deki benzer yazıtlar gibi uzun ömrün, kalıcılığın simgesi olan büyük mermer bir kaplumbağa altlığa oturtulmuştur. Bu altlık anıta yakın yerde bulunmuştur. Yazıtta ilk Türk devletinin kuruluşu, yıkılışı ve daha sonra Çine bağlanan Türk halkının bir isyanla nasıl bağımsız olduğu ele alınır.
Bilge Kağan yazıtı da içerik olarak Kül Tigin yazıtına benzer. Bu yazıt, Kül Tigin yazıtından birkaç santim daha yüksektir. Ancak Kül Tigin yazıtına göre daha çok tahrip olmuş olup bazı yerleri okunamamaktadır. Bu yazıtta da Çince bir yüz varsa da çok harap durumdadır. Toplamı 70 satırı aşan yazıt içerik olarak çoğunlukla Kül Tigin ile örtüşür. Yazıtın Kül Tigin yazıtından sonra dikildiği tahmin edilmektedir. Her iki yazıt da şiirsel, birbirine koşut ifadelerle, atasözleri ve ikilemelerle heybetli, zengin ve hitabete yer veren bir anlatım gücüyle hazırlanmıştır. Tunyukuk yazıtı iki ayrı taştan oluşur. Dikildiği tarih kesin belli değilse de Tunyukuk’un yaşadığı dönemde, 8. yüzyılın ilk çeyreğinde dikilmiş olması gerekir. Her iki taşın toplamı 62 satırdır. İlk taş daha iyi korunmuş, ikinci taş ise bir hayli, yıpranmıştır. Tunyukuk, Göktürk devletinin kurucuları arasında yer alır. Kendi ifadesine bakılırsa, Türkler Çin’e bağımlı iken dünyaya gelmiş, devletin kuruluşunda ve kağan seçiminde önemli bir rol almış, kağanlara danışmanlık ve vezirlik etmiştir.
Talat Tekin ve daha sonra Doğan Aksan’ın belirttiğine göre yazıtlarda kullanılan etkili anlatım ve deyişi sağlayan öğeler şöyle sıralanabilir:
1. İkilemeler;
2. koşutluk;
3. deyimler;
4. atasözlerinden yararlanma;
5. edebî sanatlar.
Muharrem Ergin ise ifâde şeklinden içerik durumuna, dil ve sanatına kadar daha geniş bir açıdan bakar.
Yazıtlarda en çok öne çıkan kullanım, ifadeyi zenginleştiren unsur koşutluktur. Bu koşutluğa bakarak kimi araştırmacılar yazıtların manzum olduğunu ileri sürmüştür. Ancak, yazıtlar yeryer aliterasyonlu, uyaklı ifadeler taşısa da, o dönem için bir şiirin gerektirdiği ölçüden uzaktır.
Kısaca değinmek gerekirse, bu özelliklere şu örnekler verilebilir:
İkilemeler: arkış terkiş “kervan kafile”, ev bark “ev bark”, iş küç “iş güç”; koşutluk: körür közüm körmez teg / bilir biligim bilmez teg; üze kök tenri / asra yagız yer;
deyimler: atı küsi yok bol- “adı sanı yok olmak”, atasözleri: yuyka erkli topulgalı uçuz ermiş, yinçge erklig üzgeli uçuz; yuyka kalın bolsar topulgalı alp ermiş, yinçge yogun bolsar üzgülük alp ermiş “(Bir şey) yufka iken (onu) delmek kolay imiş; ince olanı kırmak kolay; yufka kalın olursa (onu) delmek zor imiş, ince yoğun olursa (onu) kırmak zor imiş”;
benzetme sanatı: (Tenri küç birtük üçün) kanım kagan süsi böri teg ermiş, yagısı koy teg ermiş “(Tanrı güç verdiği için), babam hakanın askerleri kurt gibi, düşmanları da koyun gibi imiş”, örtçe kızıp kelti “(Düşman) ateş gibi kızıp (üzerimize) geldi”.
Uygurlardan Çin belgelerinde ve ilk Türk Kağanlığına ait yazıtlarda, Göktürk Anıtlarında bahsedilse de Uygurca metinler denince akla 840′ta Moğolistan’dan Hoço, Tarım, Turfan bölgelerine göç etmiş olan Uygurların, 13. yüzyılın başlarına değin bu bölgelerde yarattığı eserler, Budist ve Maniheist çeviri edebiyatı akla gelir. Çeşitli dinlerle, Hıristiyanlık, Maniheistlik ve Budizmle tanışan Uygurların çoğunluğu zamanla, aynı bölgede yaşayan, Budizmi daha önceden benimseyen Soğdların da etkisiyle Budist olmuştur. Budist Uygurlar kendi dillerine Budist edebiyata ait önemli eserleri çevirmişlerdir. Denilebilir ki Budist Uygur edebiyatının esasını bu çeviri eserler oluşturmaktadır. Bu eserler arasında çok az bir kısmı özgün, telif eserlerdir. Çoğunluğu ise Budist külliyata ait çeviri eserlerdir. Budist külliyatın, Tripitaka’nın içerisinden Uygurcaya çoğunlukla sütralar çevrilmiştir. Vinayalardan çevrilen eser olup olmadığı bugün bilinmemektedir. Abhidharmalardan ise sadece Vasubandhu’nun Abhidharma-kosabhâşyatîkâ Tattvârtha’sına Sthrimati tarafından yazılan yorumun çevirisine ait iki kitap elimize geçmiştir. Bunun dışında bir kaç küçük Abhidharma vardır. Budist Uygur edebiyatına ait eserler kısaca:
a) Anlatılar, Masallar,
b) Sütralar,
c) Tövbe duaları,
d) Büyü metinleri ve
e) Felsefî metinler olarak sıralanabilir.

Türk Dili / Edebiyat ders notları içerisindeki bu ders notu 6 defa okundu.